Mış Gibi Bir Yazı

Severmiş gibi ilişkiler yaşıyoruz.

Öpermiş gibi yarım ağızdan…. Nefesimiz bile yüzeysel, alırmış gibi.

Verirmiş gibi sözlerimizi,

Yitmiş gitmiş çalakalem resimleri boyuyoruz…

Elinden geleni yaparmış gibi

…mış gibi yapıyoruz sürekli..

“…meli” “….malıları” mızı , “….mış gibi” yaparak zamanı tüketiyoruz.

İçinde kendinizi yitirdiğiniz, benliğinizi yara bere içinde bırakıp tanımsızlığa sokan ilişki sarmallarında hiçbirşey yokmuş gibi, olması böyle gerekliymiş gibi yaşamayı kendinize reva görüyorsunuz.

Yoğun kalabalıklarda kendinizi yitirip mutluymuş gibi yapıyorsunuz.

Aynada gördüğünüz bu yabancıyı kendinizmiş gibi zannediyorsunuz; gerçek sesini senelerdir duymasanız bile.

Daha ne kadar sürecek bu oyun, bu kandırmaca.

Ne zaman gerçekten siz olmayı seçecek, ne zaman yaptığınızın altına “Ben” imzasını atabilecek cesarete ulaşacaksınız?

Neyi bekliyorsunuz, bu dünyadan geçip gittikten sonra “Nasıl bilirdiniz ?”, “İyi bilirdik”mişleri duymayı mı?

Geçen zaman değil sadece, “Siz” de gelip geçiyorsunuz.

Yaşamın her milisaniyesinde, olmak, yapmak, hissetmek istediğiniz herşeye tanımaya bile uğraşmadığınız özgün gerçeğinizin damgasını vurmanın zamanı gelmedi mi?

Sizin olmayan kimliklerin içinde, sizin olmayan kararların sonuçlarının bedellerini taşımanıza gerek olmadan, bağıra bağıra “BEN” demenin tadını çıkarmanın zamanıdır.

Bugüne kadar ne olduysa oldu, ne geldiyse geçti; artık yeni bir sayfa açmak lazım. Hiçbirşey için geç değil, hiçbirşey olanaksız değil.

Tek şartı cesaret ve kararlılık olan bir süreç bu; sonunda da hediyesi “SİZ” olan.

Sevgiyle kalın

Erkan Sarıyıldız

İlgili Gönderi

Yorum bırakın